Dil Konuşma Birimi
  •  Kekemelik ve diğer akıcılık sorunları
  •  Gecikmiş konuşma
  •  Nörolojik kaynaklı dil ve konuşma bozuklukları (afazi, dizartri, apraksi v.b.)
  •  Gelişimsel dil bozukları
  •  Artikülasyon ve fonolojik bozukluklar (Harfleri söyleyememe ve ya hatalı söyleme)
  •  Ses bozuklukları
  •  Genetik ve metabolik kaynaklı dil ve konuşma bozukları (down sendromu, mikrosefali  vb.)
  •  Doğuştan ve sonradan olan yapısal anomolilere bağlı dil ve konuşma bozuklukları  (damak yarıklığı vb.)
  •  İşitme engeline bağlı dil ve konuşma bozuklukları terapisi yürütülmektedir. 

Dil Konuşma ve İşitme Merkezimiz bünyesinde uzman dil , konuşma terapisti ve işitme engelliler öğretmenleri  çalışmaktadır. 

Dil ve Konuşma Terapistliği unvanı, ülkemizde, Anadolu Üniversitesi bünyesinde yer alan Dil - Konuşma Eğitim, Araştırma ve Uygulama Merkezi'nde (DİLKOM) 3 yıl süren lisansüstü eğitim ve 400 saatlik klinik uygulamanın tamamlanmasıyla verilmektedir. Dünyada, görece, yeni bir uzmanlık alanı olan Dil ve Konuşma Terapistliğinin ülkemizdeki geçmişi ise henüz 13 yıllıktır. Gün geçtikçe bu alandaki araştırmalar artmakta ve önemli gelişmeler sağlanmaktadır.  

Kendini ifade etmede zorluk, cümle kuramama, sözcükleri eksik söyleme gibi özelliklerle tanımlanan dil bozuklukları, sesleri söyleyememe, kekeleme gibi şekillerde karşımıza çıkan konuşma bozuklukları ile kısıklık, boğukluk, nodül gibi ses bozuklukları Dil ve Konuşma Terapistliği uzmanlığının müdahale alanlarıdır.   

Dil bozuklukları gelişimsel olabildiği gibi; kafa travması, felç gibi nedenlerle sonradan da edinilebilir. Örneğin, 3-4 yaşlarına geldiği halde konuşmayan ya da tek sözcüklerle kendini ifade etmeye çalışan çocuklarda dil bozukluğu olduğundan bahsedebiliriz. Yapılan değerlendirme sonucunda çocuğun ailesiyle birlikte hedefler belirlenerek terapi planı oluşturulur. Aile içi etkileşim gözden geçirilerek çocuğun dil gelişimi için gerekli düzenlemeler yapılır. Bu gibi vakalarda kritik yaşın geçmemesi önemlidir. Ailenin işbirliği ile yürütülen terapi sürecinde çocuğun dil becerilerinde önemli kazanımlar elde edilmektedir. Bununla birlikte; felç geçiren bir kişinin beyninde konuşma bölgesi hasarlanırsa kişinin dil becerileri gerileyebilmekte veya tamamen yok olabilmektedir. Bu durum "afazi" olarak isimlendirilmektedir.  Bu gibi vakalarda; terapi planlaması, beyinde hasar gören nöronların görevlerinin başka nöronlarca üstlenilmesi şeklinde basitçe tanımlayabileceğimiz "beynin plastisite özelliği" ilkesine dayanmaktadır. Afazinin türüne ve vakadaki seyrine göre belirlenen terapi yöntemiyle hastanın dil becerileri önemli ölçüde geliştirilebilmektedir.   

Konuşma bozukluklarında ise; konuşmanın hızı, akıcılığı ve ya konuşma sesleri etkilenmiş olabilir.  Hızı ve akıcılığı bozulan bir konuşma kişide kekemelik olarak tanımlanabilmektedir. Kekemelik şiddeti; öncelikle kişinin motivasyonu ile birlikte terapi sürecinde konuşma kontrolünün geliştirmesiyle hedeflenen seviyelere düşürülebilmektedir. Konuşma seslerinin bozukluğunda ise "kapı" sözcüğünü "tapı", "su" sözcüğünü "fu" şeklinde telaffuz etmek gibi ses hatalarıyla konuşmaktan bahsedilmektedir. Bu tür vakalarda öncelikle kişinin yaptığı hatalar ve hataların şekilleri belirlenerek bunlara yönelik yapılacak müdahalelere karar verilir.  Terapi süreci, doğru seslerin genellenmesinin sağlanmasıyla son bulur.    

Ses bozukluklarında ise, terapi yaklaşımı bozukluğunun etiyolojisine dayanmaktadır. Bazı vakalar terapiden maksimum yarar sağlamakta; bazı vakalar ise öncelikli olarak cerrahi müdahaleye gereksinim duymaktadır. Cerrahi müdahale sonrasında da ses terapisi önerilmektedir. Örneğin, ses tellerinde kist bulunan bir kişinin öncelikle cerrahi müdahale görmesi, sonrasında ses terapisi alması uygunken; ses tellerinde nodül bulunan bir kişinin ilk etapta ses terapisi alması uygundur. Dil ve konuşma terapistliğinin ilgilendiği diğer bir alan ise dil-konuşma sorunlarının ek bir engelle ilişkili olduğu vakalardır. Sendromlar (Down sendromu,  William's sendromu), zeka geriliği, gibi durumlarda dil ve konuşma terapisi, özel eğitim ile birlikte yürütülmektedir. Ek engeli olan vakaların dil ve konuşma becerilerine ilişkin beklentiler "çocuğun en ufak bir kazanımının dahi çok değerli olduğu" bakış açısıyla oluşturulmalıdır. Bu tür vakalarda çocukların pek çok alanda gelişim için çaba harcamak zorunda olduğu unutulmamalı, yüksek beklentilerle çocuğun üzerinde baskı yapılmamalıdır.   

İşitme kaybına bağlı dil-konuşma bozukluğu ile dudak-damak yarıklığına bağlı dil-konuşma bozuklukları da organik nedenli olarak tabir edilen bozukluklardır. İşitme kaybı bulunan vakalar için terapiyi şekillendiren pek çok unsur bulunmaktadır. Örneğin; işitme kaybının edinildiği yaş, cihazlanma yaşı, koklearimplant müdahalesinin varlığı gibi unsurlar terapiyi şekillendirmektedir. Dudak damak yarıklığında ise terapi hedefleri, organik yapının elverdiği ölçüde belirlenmektedir. Örneğin, diş yapısı çok bozuk bir vakada diş seslerinin muntazam bir telaffuzu hedeflenemez. Dil, konuşma ve ses terapisi çocuklarda da yetişkinlerde de gerçekleştirilebilmektedir. Önemli olan kişinin kendisinin ve ailesinin yoğun işbirliğidir. Uygun terapi yöntemleriyle bir uzman tarafından yürütülen seanslar sonucunda kişinin hayat kalitesini arttıracak önemli kazanımlar elde edilebilmektedir.  

 

Dil ve Konuşma Terapisi kapsamında; Kurumumuzda

  • Sesletim (Sesleri Düzgün Ve Doğru Çıkaramama)
  • Afazi ( Felç Sonrası Konuşma Kaybı),
  • Gecikmiş Konuşma
  • Kekemelik
  • İşitme Kaybına Bağlı Konuşma Sorunları
  • Dudak-Damak Yarıklığına Bağlı Konuşma Sorunları,
  • Ses Kısıklığı
  • İnce Ses Çıkması
  • Nodül şeklinde tanımlanan ses bozukluklarının sağaltımında çalışmaktayız 

 

Merkezimizde bireyin verilen yönergeyi anlamasını ve uygulamasını , bireyin sessiz ve gürültülü ortamda konuşmayı takip edebilmesini, iyi bir dinleyici olmasını amaçlamaktayız. 

Çocukların öncelikle konuşma seslerine benzer sesler çıkarması, hece, kelime ve cümle tekrarları yapabilmesi, kurallı ve anlamlı cümleler kurabilmesi, dinlediği, yaşadığı, gördüğü, izlediği olayları oluş sırasına göre anlatabilmesi, duygularını ve kendini ifade edebilmesini sağlamak için çalışırken bir yandan da, okuma-yazma-anlama eğitiminde, çocukların olaylar arasında neden sonuç ilişkisi kurabilmesi, okuduğunu, gördüğünü, dinlediğini anlatabilmesi, sorulan soruları anlayıp cevaplayabilmesini hedefliyoruz. 

Merkez olarak aile eğitimin öneminin farkındayız. Öğrencilerimizin ailelerini de ekibimizin bir parçası olarak görüyoruz. Bu şekilde çocuklardan en üst düzeyde verim aldığımızı düşünüyoruz.

 

MARMARAM ÖZEL EĞİTİM  DİL-KONUŞMA ve İŞİTME MERKEZİ

 

 

Kekemelik

Ses hece ve sözcüklerin tekrarı, uzatılması ya da konuşmanın akışını kesen duraklamalar şeklinde kendini gösteren bir konuşma bozukluğudur. Psikolojik streslerin yoğun olduğu durumlarda artar (sınav, çekinilen kişilerle konuşma zorunluluğu, korku, endişe duyguları yaratan ortamlar) konuşma çok yavaş ya da çok hızlı olabilir. Genellikle şarkı söylerken, şiir okurken kekeleme olmaz. Ağır durumlarda, tekrarlayan vücut hareketleri konuşmaya eşlik eder. Örneğin elini dizine ya da masaya vurma, ayağını yere vurma, başını sallama gözlerini kırpma gibi.

Hastalık genellikle 12 yaşından önce, çoğunlukla2-7 yaşları arasında başlar. Çocuklarda yaygınlık oranı yabancı kaynaklarda %1'dir.erkeklerde daha sık görülmektedir.2-3-5 yaşları arasında başlayan kekemelik genellikle geçici olmaktadır. Çocuklarda düşünce hızının, konuşma hızını geçtiği bu yaşlarda henüz yetersiz konuşma ile düşünce ifade edilmekte, bu yüzden konuşma bozukluğu ortaya çıkmaktadır. Buna fizyolojik kekemelik denir. Bu durum her çocukta görülmemekte; ancak konuşma bozukluğuna yatkın olan çokluklarda rastlanmaktadır. Erken yaşta başlayan geçici kekemelik durumlarında aile, çocuğa düzgün konuşmak için baskı yapmamalı, çocuğun kendi konuşmasına fazla dikkat göstermesine yol açılmamalıdır.

Oluş Nedenleri:

Tam olarak bilinmemektedir. Kekemelik kuşkusuz, çok etkenli bir bozukluktur. Bazı yayınlarda kekemeliğin oluşunda ailesel genetik yatkınlık genellikle kabul edilmektedir. undan başka gözlemlerimize göre kekeme çocukların anne ve babalarında obsesif-kompulsif kişilik özelliklerine, hatta nevroza sık rastlanmaktadır. Bu tür özellikleri olan yetişkin kişi; çocuğa küçük yaştan, düzen, temizlik ve terbiye konularında ağır disiplin uygulamakta ve yapısal, ailesel yatkınlığı olan çocuklarda herhangi bir etkenle kekemelik başlayabilmektedir.

kekemeliğin başlamasında korku en büyük rolü oynamaktadır.halk arasında da bu kanı yaygındır..aile kekeleyen çocuğa daha sorulmadan" hiçbir şeyden de korkmadı ki niye oldu anlayamadım " diye diye getirmektedir.

Kekemelikte gidiş ve sonlanış genellikle kronik bir seyir izler. Zaman zaman düzelmeler olabilir. Bu düzelmeler aylarca sürebilir. Hafif vakaların %50-%80'i kendiliğinden düzelir.

Tedavi:

Çocuğun düzgün konuşması için sürekli zorlanmaması, konuşurken sabırla dinlenmesi, konuşmanın kesilmemesi; zaten kolaylıkla oluşan yetersizlik duygusunu pekiştirici tutulardan(alay etme, utandırma, zorlama gibi) kaçınılması gerekir.

Konuşma tedavisi konuşma tedavisi uzmanları tarafından, özel konuşma talimleri ile uygulanır. Çocuğun konuşma kaygısını azaltmak doktor tavsiyesine göre ilaçlar da verilebilir

Kaynak:

Prof. Dr M. Orhan ÖTÜRK

( Ruh Sağ. ve Boz. Kitabı sayfa 574-575 )